13 Kasım 2010

9 günlük tatile hızlı bir giriş

Yelda'nın benim kadar çok sevdiği iki minik daha var: Poyraz ve Bulut. Bize hep onları anlatıyor, onlara da bizi anlatıyormuş. "Artık sizi tanıştırmam lazım." dedi ve öğlene doğru bizi alıp evlerine götürdü. Poyraz benden 1,5 yaş büyük, Bulut 4 ay küçük. Ay olarak Bulut'la daha yakın olduğum için onunla oynarım diye beklenti olsa da ben ikisiyle de çok iyi anlaştım. Yeni arkadaşlarım tanışmamızın şerefine bana bir müzik kutusu almışlar. Ben elim boş gittiğim için çok utandım. Yelda'ya da aşk olsun yani, hediye konusunu biliyormuş. İnsan bir çıtlatmaz mı?Bu playdate'lerin en güzel yanlarından biri bende olmayan değişik oyuncaklarla oynama fırsatı bulmam. Mesela bu sallanan at çok şeker değil mi?Poyraz ile oyun hamurundan makarna yaptık. Çok hoşuma gitti. Meğer annem bana da almış ama henüz vermemiş. Ne duruyoruz yahu? Yarın hemen çıkaralım şu hamurları!

Digiturk'teki müzik kanallarını açıp salonun ortasını dans pistine çevirdik. Bakın nasıl çılgınca dans etmişiz. (Figürleri görmeniz lazımdı!)
Playdate'imiz 4'e kadar sürdü. O kadar çok kudurduk ki hepimiz yorgun düştük ve uyumak istedik. Ev biraz sessizleşti böylece... Önce Poyraz gidip yattı. Biz vedalaşıp ayrıldık. Bulut'un da gözleri kapanıyordu, herhalde bizden sonra o da uyumuştur. Zaten biraz kırıklık da vardı bugün onda... Yeldacım, Poyraz'la Bulut'u çok sevdim. Tekrar ayarlayalım da bir araya gelelim olur mu?

Cadde turu sırasında biraz kestirdim. Sonra annemde ampul yandı. Bir haftadır "Pidapida" ve "Ayça" diye sayıklıyordum. "Arayalım bakalım, programları yoksa görüşelim." dedi. Ayça'dan ok gelince hemen "Olley!" dedim.

Eve girer girmez karşıdaki Köfteci Ramiz'den köfte söyledik de kendime geldim. Çok acıkmıştım. Sonra "Pidapida" ve "Ayça" ile oynadım, birlikte boya yaptık. Ve tabii evi dağıttık.
Ben bu Kostandoflar'ı çok seviyoruuum! :)

11 Kasım 2010

İsyanım var uleeen!

video
Videodaki isyanım unufak olup yere dökülen ve boyanmış kağıdın değdiği yerleri de boyamaya devam eden Prang marka boya kalemlerimin kaldırılışına... Aslında bu kalemlerle boyaması çok zevkliydi. Ucu kalın olduğu için dar alanları boyarken kötü ama bomboş kağıdı önüme alıp gönlümce çizince güzel sonuç veriyordu. Hem de silinince lekesi kalmıyordu. Biraz daha büyüyüp doğru düzgün kullanabileceğimde annem tekrar ortaya çıkarır herhalde...Boya yapmayı çok seviyorum. Hatta kurduğum ilk soru cümlesi "Boya nenne?" olmuştu. Boyalarımı arayıp bulamadığımda anneme nerede olduklarını sormuştum. Evde her fırsatta boya yapıyorum. Dışarı çıkarken de yanıma mutlaka boya kitabı ve kalemleri alıyorum. En garantisi kuru boya. Ne akar, ne bulaşır. Annem daha birçok boya kalemi çeşidi olduğunu söylüyor. Tanımak için sabırsızlanıyorum!

08 Kasım 2010

Legoya başlangıç

"Allah Lego'yu icat edenden razı olsun!" - Gaye Sümer

Legoları ilk elime aldığımda yaklaşık 1,5 yaşındaydım. Aldıktan sonra hepimiz gördük ki; geç bile kalmışım. 1 yaş civarında da legolarla oynamaya başlayabilirmişim. Zaten bu aylarda
bebeklerden beklenen sadece takıp çıkarmak, o kadar...

Legoyla tanışmak için ilk önce bir başlangıç seti almak gerekiyor. Bizimkiler bana başlangıç seti olarak LEGO® DUPLO® Basic Bricks Deluxe almıştı. Kodu: 6176.
Alternatif olarak şu setler de alınabilir:

- LEGO® DUPLO® Brick Box. Kodu: 5416. Bu sette bloklara ek olarak kedi, çiçek ve pencere var.
- LEGO® DUPLO® Large Brick Box. Kodu: 5506. Bu sette bloklara ek olarak kedi, çiçek, pencere, minifigür ve araba var.
- LEGO® DUPLO® Deluxe Brick Box. Kodu: 5507. Bu set 5506'nın daha kapsamlısı. Bloklara ek olarak plate, kedi, çiçekler, pencereler, minifigürler ve araba var.
Legoları elime aldığım anda çok sevdim. Başlangıçta sadece tak-çıkar yapıyordum ve bizimkilerden ev, ağaç, çiçek vs. yapmasını istiyordum. En büyük zevkim de bu yapılanları bozmak ve lego kutusunu havaya kaldırıp içindekileri yere dökmekti.

Sonra halam bana Unico'nun Hello Kitty'li setini aldı. Parçaları Lego markasıyla uyumlu. Ayrıca içinden bir Hello Kitty minifigürü, iki küçük plate ve ev yapmaya daha uygun parçalar çıktı. Böylece oyunlarım da gelişti.
Son zamanlarda bizimkilerin nasıl ev yaptığını izleye izleye kendim de ufaktan eve benzer şekiller çıkarmaya başladım. Aslında bunun için daha çok erken, bu yüzden çok fazla havaya girmiyorum. 2 yaş civarında benim ev zannettiğim ama kimsenin eve benzetemeyeceği şeyler yapabileceğim söyleniyordu. Sanırım Lego işini erken kıvırdım.

O halde oyun kurabilmem için mevcut setlerimi zenginleştirmenin zamanı geldi. Bunun için aşağıdakilere göz koydum:

- Family House. Kodu: 5639. Legoyla evcilik işte böyle olur! Her şeyi düşünmüşler. Çok hoş değil mi? Pusette bebek bile var...
- Big Farm. Kodu: 5649. Bu set ile kendi çiftliğimi kurup ineklerimi, koyunlarımı besleyebilirim.
- Supermarket. Kodu: 5604. Bu set çiftlik kadar komplike değil, baktım da tam benlik gibime geldi.
- My First Plane. Kodu: 5592. Bu uçağı da çok sevdim. İki minifigürle birlikte geliyor.Legoları anlatmamın amacı biraz benden ve nelerden hoşlandığımdan bahsetmek, biraz da benim yaşlarımda bir miniğe hediye almak isteyenlere yardımcı olmak. Umarım siz de Lego dünyasını sevmişsinizdir...

Bu arada fiyatlar Amerika'da kesinlikle çok daha uygun. Yakın zamanda giden olursa bana haber verin... ;)

07 Kasım 2010

İlk saatim

Artık benim de bir saatim var, Hem de Hello Kitty'li!!!!
Sayıları öğrendiğim şu günlerde kolumda saat gören herkes soruyor: "Ela saat kaç?" Ben de içimden geldiği gibi sallıyorum: "Beeşş", "Dokkuuzz"... :)

Babaanemin hediyesi olan bu saati beğenenler için istikamet: Swatch/Flik Flak.

Bu pazar evdeydik

Sabah kahvaltıya Ayça ve Plamen geldiler. Ben onlar gelmeden önce kahvaltımı yapmıştım. Kostandoflarla birlikte tekrar masaya oturup biraz daha tıkındım, sıkıldığım yerde de kalktım. Baktım yokluğumda dördü beni unutup sohbete dalmışlar, çeşitli şımarıklıklarla orada olduğumu hatırlattım. Yetmedi Plamen'in kucağına oturup şarkılar söyleyerek dikkat dağıttım. O da yetmedi Ayça'yı masadan kaldırıp içeriye oyun oynamaya götürdüm. Annem masayı toplarken biz oynadık. Sıra keyif kahvesine geldiğinde salona geçtik. Ayça'nın kahvesini kaşıkla karıştırmaca oynarken "küçük" bir kaza yaşadık. "Allahtan koltukların kumaşı leke tutmuyormuş!" diyerek konuyu kapatıyorum... :)

Kostandofların gitme vakti geldiğinde gitmelerini hiç istemedim çünkü onlarla çok iyi anlaşıyorum. Burç Beach'de yaptıklarımız hala aklımda... "Bi daa" geleceklerine söz verdikleri için gitmelerine izin verdim. Belki bayramda da görüşürüz...

Sabah kahvaltısını brunch haline getirip saatlere yaydığımdan öğle yemeği vaktinde acıkmadım. Annemle oynadıktan sonra baktım ki bizimkilerin dışarı çıkacağı yok, biraz kestirmeye karar verdim. Uyandığımda akşam üzeri olmuştu. Bu güzel havayı evde tembellik yaparak geçirdik. Arada bu da lazım ama değil mi? :)